// yazılar

Burden

21 Eylül 2026

Hayat bazen istediğimiz şekilde ilerlemez. Kendimize belli başlı küçük hedefler koyarız; örneğin, "Çizmek istediğim bir resmi bu hafta kesin çizeceğim." gibi. Bu tarz küçük hedeflerle yapmak istediğimiz şeyleri kısa bir sürede yapıp bu isteğimizin yükünü üstümüzden atarız. Yani ben böyle yapıyorum. Bu yazıyı normalde geçen ay yazmaya başlamıştım ama birkaç aksaklık yüzünden bitirmeden kapatmak zorunda kaldım. Bugüne kadar da yazmadım. Neden diye sorarsanız, bilmiyorum. Sadece yazmak istemedim. Genelde yazılara bir kere başladığımda akış hâline girer ve başladığım gibi bitirmeye odaklanırım. Sanırım bundan dolayı o yazıyı tamamlamadım. Şu an düşününce "İyi ki tamamlamadım." diyorum. Bahsedeceğim konu aynı olsa da sadece sitede yayımlamak için yazdığım bir yazı olacaktı. Aceleyle yazılmış, üstüne çok düşünülmemiş, sadece anlık gelen "Hadi şunu yapayım da kurtulayım." düşüncesinin sonucu başladığım bir yazıydı. Yapmak istediğim bir şeyin yükünü üstümden atmak için başladığım bir yazıydı. Eğer yazıyı bitirip siteye koysaydım kendimi kandırmış olacaktım.

En son paylaştığım yazının üzerinden iki ay geçmiş olsa da bu süreçte düşünmek için bolca vaktim oldu. Normalde pek vaktim olmayacaktı. Artık bir şeyler üretmek istiyordum; tam başlarken bazı sağlık sorunları nedeniyle bir süre hiçbir şey yapmadım. Sadece düşündüm, biraz dinlendim. Sonunda kendimi toparladım ve bu yazıyı yazıyorum. Çoğu zaman yazıları yazarken olduğu gibi yine kahve içiyorum ve Opeth dinliyorum. Yazının adından da anlayacağınız üzere "Burden" dinlerken başladığım bir yazı. Aslında tamamlamadığım yazının başındayken dinliyordum; anlamına baktığımda yazıda bahsedeceğim konuyla uyumlu olduğunu gördüm. Zaten böyle bir konuda yazmak istiyordum, şarkının ismi ilham vermiş oldu.

Tamamlamadığım yazıda girişi bu kadar uzun tutmamış, direkt konuya girmiştim. Burada biraz uzatmak istedim; artık buna ne dersiniz bilmiyorum. Ben şahsen sadece kendi içimden geçenleri olduğu gibi aktardım. Normalde yapmayacağım bir şey ama biraz daha şeffaf olmam gerek bu tarz şeylerde. Eskiden düşündüğüm şeylerin yarısını bile geçirmiyordum; bu yazıyla belki bundan sonra yarısını geçiririm.

Sanırım artık asıl bahsetmek istediğim şeyleri yazabilirim. Bir önceki yazıda arkadaşımla yakın zamanda bir müzik projesine başlayacağımızı söylemiştim. Başladık ama pek istediğimiz gibi gitmedi. Aslında tam arkadaşımın istediği gibi ilerledi ama benim istediğim gibi gitmedi. Ben yaptığım şeyden memnun olmayınca motivasyonum düştü ve yapmak istemedim. Bundan dolayı hevesle başladığım, gerçekten yapmak istediğim bu şeyi bir "iş" olarak görmeye başladım. Böyle olunca da yazının başında bahsettiğim gibi bu işin yükünden kurtulmak için yapmaya başladım. Bu da yaratıcılığı ve çalımı etkiledi. Her ne kadar arkadaşımın istediği gibi gitse de ben mutlu değildim, yapmak istemiyordum. Arkadaşıma göre çok güzel olan kayıt benim için dünyanın en kötü kaydıydı. Birkaç farklı etken daha eklenince her geçen gün yaptığım şeyden iyice hevesim kaçmaya başladı. Artık bir iş olarak görüyordum, "Bitsin de kurtulayım." diyordum. Parmaklarım yara olana kadar gitar çaldım, kayıt aldım, tekrar tekrar çaldım ama hiçbirini beğenmedim. İyi bir ekipmanım yok, iyi kayıt alabileceğim bir şeyim yok. Her kayıtta daha da sinirlendim ve en sonunda pes ettim. Arkadaşıma en son aldığım kayıtları attım ve "Benden bu kadar, daha fazla kayıt almak istemiyorum." dedim. Çünkü o kadar kötüydü ki kayıtlar, "Hani bunu ben çalmış olamam." diyordum. Arkadaşım kayıtları beğendi, "Devam edelim." dedi ama benim o başlangıçtaki hevesimden eser kalmamıştı. İlerleyen süreçte yeni ekipmanlar ile baştan başlayabileceğimizi, şu an önceliğimin kendimi geliştirmek olduğunu söyleyip projeyi çok uzun bir süreliğine erteledim.

Bu proje hakkında birkaç şey daha yazacağım. Bu projeye başlama konusunda çok hevesliydim. Başlayana kadar arkadaşımı sıkıştırdım. "Hadi ne zaman başlıyoruz? Yeter artık, başlayalım!" gibi şeyler söyledim. Başladıktan sonra arkadaşım müzik konusunda daha tecrübeli olduğu için kısa sürede çok güzel bir altyapı hazırladı. Bu altyapının üstüne bir şeyler yazmak da bana düşüyor, enstrümanı çalan ben olduğum için. Bir şeyler yazdım, ikimiz de beğendik ve sıra kayda gelince olmadı. Bahsettiğim gibi hiçbirini beğenmedim. Bundan dolayı süreç çıkmaza girdi. Benim yüzümden ilerlemiyordu proje. Bu sefer arkadaşım beni sıkıştırmaya başladı: "Ne zaman kayıt alacaksın?" diye. İşte bundan sonra ben bunu bir iş olarak görmeye başladım. Benim yüzümden ilerlemeyen bir süreç... Ben bunu kaldıramadım ve sonuç olarak bir süre ara verdim.

Bir işin yükünü kaldıramamak diyebilirim buna. Daha önceden böyle bir şeyle karşılaşmış mıydım? Hayır. Bu ilk defa oluyor. Neden böyle bir tepki verdim diye düşündüğümde bariz bir neden bulabiliyorum. Sonradan başladığım bir şey; henüz müzik konusunda yeterince tecrübem yok ve günümün çoğunu buna ayırmıyorum. Diğer yandan arkadaşım günün çoğunu müziğe ayırıyor ve gerçekten hızlı çalışıyor. Ben henüz bu tempoda bir şeyler üretecek kadar gelişmedim. Evet, yazdığım şeyler güzel ama kayıt kısmında hâlâ yeterince iyi değilim. Kayıt tuşuna bastığımda ellerim birbirine giriyor, yapamıyorum. Yapsam bile bu sefer de ekipmanların kalitesi yüzünden ortaya iyi bir şey çıkmıyor.

Daha öncesinde bir ekiple oyun geliştirmeye başlamıştık. Tam geliştirmek diyemeyiz; okulda aklımıza gelen bir şeydi ve "Hadi yapalım!" dedik. Hikâyeyi oluşturduk ve bunun etrafında birkaç farklı fikirle beraber az çok yapmak istediğimiz şey kesinleşti. Çok fazla kişi değildik ama iş dağılımını herkesin az çok tecrübeli olduğu alanlara göre yaptık. Tabii ben öyle sanıyordum; aslında benden başka kimsenin kendi iş bölümünde bir tecrübesi yokmuş. Sonuçta oyuna hiç başlanmadı ve aramızda bir fikir olarak kaldı.

Normalde oyun kısmını biraz daha anlatacaktım ama vazgeçtim. Gerek yok yani; ne kadar yapamamış olsak da düşünürken, bazı taslakları çizerken gerçekten çok eğlendik. Bu kısımda biraz eskiden olduğum insana değinmek istiyorum. Eskiye bakınca gerçekten bir işi ne kadar çabuk bitirmeye odaklandığımı fark ettim. Ne olursa olsun, ne yaparsam yapayım bir an önce bitirmek için uğraşıyorum. Aynı zamanda mükemmeliyetçi biriyim; bu da kendimle çelişmeme neden oluyor. Şu an eskiye baktığımda gerçekten bir işi olabildiğince hızlı yapıp kurtulmaya uğraşıyordum. Çok uzağa gitmeye gerek yok, işte anlattığım müzik projesi... Bir an önce bitse de kurtulsam şeklinde yaklaştım. Şimdi düşününce çok çocukça geliyor bu düşünce. Bir işi yaparken hızlı yap, tamam; ama güzel bir şekilde yap. Ne kadar hızlı olursa olsun bittiğinde benim için bir şey ifade etmiyorsa olmamıştır.

Aslında kısımda verimlilik ve üretkenlikten bahsedecektim ama üşendim. Bir taraftan da artık sıkıldım bu yazıdan. Bir tarafım "Yeterince uzun oldu, bitir artık." diyor; diğer tarafım "Daha devam edebilirsin." diyor. Yavaştan bitireceğim yazıyı, her ne kadar bahsetmek istediğim birkaç şey daha olsa da. Ama şunu diyebilirim: Bahsetmek istediğim bu şeylere başlı başına bir yazı yazabilirim ve bu yazı kadar uzun olabilir. O yüzden yazıyı kesmek; yarım bırakmışım gibi hissettirmektense yeni bir yazı konusu daha bulduğum için beni mutlu ediyor.

Bitirmeden önce ne durumda olduğumu anlatayım. Şu an yavaş yavaş eski sağlığıma kavuşuyorum. Tuhaf bir hastalık yüzünden bir hafta kadar hiçbir şey yapmadım, yazının başında bahsettiğim gibi. Bugünden sonra eski düzenime yavaştan geri döneceğim. Bir süre buralarda olamayacağım gibi. Neden diye sorarsanız; her ne kadar müzik konusunda çok fazla tecrübem olmamasına ve hevesle başladığım projeden kendi isteğimle ayrılmış olsam da kendi müziğimi yapmak istiyorum. Yeni gitar kablosu aldım ve eskisine kıyasla daha iyi kayıt alabiliyorum. Hâlâ istediğim kayıt değil ama idare eder. O yüzden bir süre kendi müziklerimi yapmaya uğraşacağım. Burada, "Madem biraz daha iyi kayıt alıyorsun, arkadaşınla devam etsene." diyebilirsiniz. Evet, haklısınız, bir şey diyemem; ama şu anda o tarzda bir şey üretmek istemiyorum. Ben zaten ilham aldığım albümleri sitenin müzik kısmına koydum, onlara benzer bir şeyler yapmak istiyorum. Arkadaşımla yaptığımız şey için şu anda kendimde bir istek, bir heves göremiyorum. Akışına bırakacağım, istediğim zaman devam edeceğim onunla; ama şu anda kendi istediğim şeyi yapacağım. Böylesi kendi mentalim için daha iyi. Ayrıca buralarda olmadığım bu sürede okumaya ve çizmeye geri dönmek istiyorum. Kendime ayırdığım bir vakit olacak, bu sürede yazı geleceğini pek sanmıyorum. Elimde hâlâ çok fazla konu var ama şu an pek yazasım yok. Bir süre kendime ve gerçekten istediğim şeylere vakit ayırmak istiyorum. Bir süre yazmayacağım ama bunu telafi edecek bir yazıyla döneceğim. Bunun kadar uzun olur mu bilemem ama bu yazı kadar güzel olacağına eminim. Şimdilik benden bu kadar, görüşmek üzere.

I once upon a time
Carried a burden inside...

Butterfly